İstanbul Çırağan Sarayı’nda Tüketici Akademisi’nin düzenlediği 1.Uluslararası AB Kalite Zirvesi Sempozyumu’nda 1.Uluslararası AB Kalite ödülünü alan Saraylı Limited Şirketi ‘ ni İstanbul Bölge Müdürlüğünde şirketimiz Değirmenci Marka Patent olarak ziyaret ettik.
Saraylı Limited Şirketi İstanbul Bölge Müdürü sayın Selahattin Çalışır ile şirketlerinin çalışmaları ve markalaşmaya verdikleri önemle ilgili yapılan röportaj aşağıda sunulmuştur.
--SM SARAYLI Limited Şirketi’nin kuruluşundan bugüne geliş hikayesi nasıldır?
1990 yılında yönetim kurulu başkanımız sayın Zeki ve Necip Çimen Bey tarafından kurulmuştur. İlk imalata başladığımız dönemden bu yana firmamızda istikrarlı fiyat politikası, kalite ve müşteri memnuniyeti bizim olmazsa olmaz felsefesimizdir. Fiyatlarımızın ürünlerimizin tam bedel karşılığı olmasına dikkat etmekteyiz. Kurulduğumuz dönemde ambalaj ünitesinde çalışmaktaydım. Daha sonraki dönemde ise firmanın pazarlama departmanına adım attım ve yıllarca Türkiye pazarını karış karış dolaştık ve pazarlamadan sonra İstanbul Bölge Müdürü olarak göreve geldim. Firmamız halen 3. Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikasında üretimini devam ettirmektedir. Ayrıca bu zaman diliminde, bir fabrikada Rusya’ya açmış bulunmaktayız .Rusya’daki teknolojik yatırımlarımızı 2010 senesinde tamamlamak istiyoruz. Yüksek kalite standartlarında seri imalat felsefesi ile üretim yapmaktayız. Üretime başladığımız günden bu yana sürekli gelişim göstermekteyiz. 2008 sonunda Lady ev gereçlerini, firmasını bünyemize katmış bulunmaktayız . Dünya ve Türkiye pazarına Saraylı ve Lady ev gereçleri olarak hizmet etmekteyiz. Kalite ve teknoloji yatırımlarını sürdürmekteyiz.Şuan ki teknolojik yatırımlarımızla dünya alüminyum ve profil merdiven üretiminde 3 sırada yer almaktayız. Kullanmakta olduğumuz bu teknoloji Avrupa da kullanılan teknolojiden bir versiyon daha yüksektir. Ama bu teknolojiyi gerçekleştirmek bizim için çokta kolay olmadı. Firmamız inşaatını ve makine yatırımlarını tamamladığı yeni fabrikasına Temmuz 2007'de taşındı.. Toplam 70.000 m2 alanda kurulu bu yeni fabrika ile Saraylı ve Lady sektöründe dünyanın en büyük üreticileri arasında yerini almıştır..
Müşteri geri bildirimleri ile beslenen ar-ge departmanımız bugün tüm dünyanın beğenisini kazanmış modelleri ile 38'in üzerinde ülkeyi Saraylı kalitesi ile tanıştırmıştır. Türkiye pazarında ise etkin hakimiyeti olan Lady ev gerecleriyle mevcut satış noktaları ve müşteri portföyüne yeni satış noktalarını eklemek istemekteyiz
Her zaman kalite, daima müşteri memnuniyeti ilkesi ile hareket eden Saraylı ve Lady yenilik ve gelişmelerini sürdürecektir.
--Firmanız sektöründeki çalışmaları ile dünyanın en büyü üreticileri arasında yer almayı başarmıştır. Firmanızın benimsediği prensipleriniz ,politikalarınız ve başarı stratejileriniz nelerdir?
Olmazsa olmaz ilkelerimiz …
1) İşimizi seviyoruz
2) En son teknolojiyi takip ediyoruz
3) Ne aldatan ne de aldatılan oluyoruz
4) Hepimiz bir takımız ve takım ruhuyla hareket ediyoruz
5) Dinlemeyi biliyoruz , disiplinli hareket ediyoruz.
6) Kalite den herkes sorumlu , kaliteye dikkat ediyoruz.
7) Hep kendimizi yeniliyoruz , motivasyonumuz her zaman yüksek
8) Kendi zevkimize göre imalat değil ,müşterilerimizin zevkine göre (müşteri odaklı) hareket ediyoruz
9) Yapamayacağımız hiçbir şeye imza atmıyoruz.
10) Ticari ve ahlaki prensiplerimize bağlı kalıyoruz.
-- Firmanızın fikri-sınai haklar ve markalaşma konusunda ne gibi çalışmaları vardır?
Ürünlerimiz ve markalarımız tescil altında korunmasına rağmen , maalesef son yıllarda bu konuda Türkiye’de özellikle merdiven altı diye tabir edeceğimiz üreticilerin bazı ürünlerimizin taklitini yapmasından bizlerde kısa bir dönemde olsa rahatsız oluyoruz. Hiçbir şey orjinali kadar güzel ve kaliteli olmaz.
Biz hep ilklerin firmasıyız . Türkiye’de mono blok ütü masasını, ilk takviyeli basamaklı merdiveni uzun bir ar-ge çalışması neticesinde oluşturmuş bulunmaktayız .Şu an için merdiven üretimi yapan tüm firmalarda maalesef bu buluşlarla üretim yapılmaktadır. Size başka bir örnek vereyim bir ütü masamızın piyasada 5 adet takliti bulunmaktadır . Bu taklitler sadece müşterilerimizin test edip farklı olduğu düşüncesine karar verdiği döneme kadar bizlerde huzursuzluk meydana getirmektedir. Aslında farklı konsept de ürün yaptığımızı piyasanın daha iyi algılamasına vesile oluyorlar .
Türkiye’nin belli şehirlerinde kurulmuş olan fikri ve sınai haklarla ilgili İhtisas Mahkemelerinin Türkiye’nin her şehrinde kurulmasını ve bu şekilde uzman kişiler tarafından yargılamaların yapılmasını gönülden arzu ediyoruz.
Biz toplum olarak hak ihlali yapmazsak ve bu konuda bilinçlenirsek üreten insanlar hazıra konmaktansa yeni şeyler keşfetmeyi öğreneceklerdir.
--Ürettiğiniz ürünlerim ihracatı esnasında ve diğer ülkelerde de görselliğini ve markasını korumak için neler yapıyorsunuz?Bu konuda ne gibi önerileriniz olabilir?
Dış ülkelerimizde özellikle pazar payımızın yüksek olduğu Rusya’da ürünlerimiz ve markalarımız patentlidir. Çin pazarında ise önlem açısından ürünlerimizi patentleri mevcuttur. Üretim yapan tüm sektörlerdeki arkadaşlarımıza emeğim den olmayayım diyorsanız mutlaka sizin gibi deneyimli marka ve patent konusunda uzman firmalardan destek almalarını tavsiye ederim . Üç kuruş gidecek diye elli kuruştan olmamak gerekir . Dün keşke dememek için markanızı ve ürününüzü sahipsiz (anasız –babasız ) bırakmayın. Evladınızın nufus cüzdanını çıkartın . Emekleyen dönemlerde kimse fark etmez ama koşarken elinizden alınabilinir . Geç kalmadan …markanıza sahip çıkın ve markanızı tescil ettirin.
-- Ülkemizin şu anda içinde bulunduğu ekonomik durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemizde markalara ağırlık veren ve yatırımlarını artıran firmaları destekliyormusunuz? Aksi yönde davranan şirketlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Ülkemizde ki ekonomik durumu değerlendirme noktasında size hayatın devam ettiğini söyleyeceğim . Hayat bir şekilde devam ediyor . Türkiye’deki ve dünyadaki ekonomik krizi değerlendirmek için geçmiş bir sürece bakmak gerekir.
Bildiğiniz üzere daha önceleri ürettiğini kendi kendine yeten bir Avrupa ama nüfusu artık ihtiyarlamış ve hiç üretim yapmadan fikirle ayakta kalan bir Amerika’dan tamamen tüketime yönelik ve dünya pazarına üretim yapma imkanı olmamasına rağmen tüm dünyanın eğilim gösteripte üretim devi haline getirdiği bir Çin’den, yıkılan ve toparlanan Rusya’dan bahsetmek gerekirse tüm bu olayların sonunda tek bir şey var .
Amerika’nın 1975 deki ekonomik daralmasının ve politikalarının artık değişmesinden kaynaklanmaktadır.
Dünyada nasıl mevsimler değişti ise teknolojik devriminin de dönemi başladı.Artık dünyada petrol ,doğalgaz olmazsa olmaz enerji litaratüründen çıkma noktasına önümüzdeki yıllarda yerini güneş enerjisi,rüzgar enerjisi ,bitmeyen enerji hidrojen enerjisine ve farklı enerji boyutlarına yerini teslim edecektir .
Ülkemizde ise krize karşı ani pansuman yerine uzun soluklu önlemler almamızda fayda var .Bunlardan bazılarını mevcut hükümetimizde olumlu yapılan adımları görmekteyiz.Lakin yapılacak çok şeylerinde olduğunu herkes bilmek zorundadır . Ülkemizde çok büyük işsizlik problemleri var ama nitelikli elaman sıkıntısı da var. Hükümetimizin ihracat anlamında üretim yapan ve sanayileşme konusu olmadan daha dirençli ve kuvvetli bir Türkiye olmayacağını bilmesi gerekir . Kim bu anlamda memlekete bir şeyler kazandırıyorsa neden paramızı dışarıdan gelen ithal mallara verelim ki.
İthalatı zorlaştırmak ,ihracatı da desteklemek gerekir. Şu anda uygulanan dış politikalardan memnunuz. Herkese aynı mesafede durmak zorundayız .Ticari anlamda düşünecek olursak tabi.
Rusya’dan ithalatımız 60 milyon ihracatımız ise 8 milyon bunun gibi ülkelerle olan dengesizliğimizi gidermemiz gerekir .Dünya pazarından fazla pay almamız gerekir..Nasıl ki bizim batımız Avrupa ise bizde doğunun batısıyız .
Tüm bunların neticesinde diyorum ki dünyada sadece şahsınıza değil tüm memlekete hizmet etmek istiyorsanız mutlaka markalaşmak zorundasınız .
Eskiden Avrupa’da Türk malımı diye kötü bir düşünce vardı, ön yargılı davranılıyordu ama artık Türkiye üretimiyle ,standartlarıyla değişimiyle kıskandıran ülke statüsünde . Elbette tüm bireylerin hemen değişmesi mümkün değil bir anda ama artık daha zihinde bir Türkiye olmaması içten bile değil . Akılcı politikalar yapmamız lazım , sanayi ye kucak açmamız lazım ,istihdam sağlamamız lazım ,sadece ürünümüzün marka bilinirliğimizi tüm dünyaya değil “Made in Turkey “ ünvanını tüm dünyaya ulaştırmamız lazım . Ayrıca da tabi ki korumamız lazım .Sahiplenmemiz lazım.Rekabetten korkmadan ,kalitede rekabet felsefesiyle hareket etmemiz gerekir.İcraat yapan bir toplum olmak lazım.
Türkiye’de maalesef yaptığı ürünün marka hakkını ve tescilini bilmeyen ,aman canım ne olacak diyen , sonraya bırakırım diyen bir çok firmayla dolu. Geç kalan bir eylem sonunda tüm haklarını ve emeğini haklı olsa bile yazıya dökmediği için kaybetmek zorunda kalıyor .
Düşünüyorsak neden bunu bekletme lüksüne giriyoruz ki. Ya birisi bunu tescilletirse demek lazım.
Sözlerimi sizlere güzel bir sloganla kapatmak istiyorum
” Marka ancak nüfusumuza kayıtlı olursa markadır, kayıtsız marka sadece isimdir" |
|