İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Oda Başkanlığı görevini yıllardır büyük başarı ve özveri ile sürdüren Sayın Sezai Onaral'ı makamında Değirmenci Marka Patent şirketi olarak ziyaret ettik.
Değerli bilgi ve tecrübelerini bizimle paylaşan Sayın Başkan Sezai Onaral ile yaptığımız röportaj aşağıda sunulmuştur.
--İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanlığı görevini yıllardır başarıyla sürdürmektesiniz.
On taneden fazla seçim geçirmenize rağmen İstanbul gibi metropolitan bir şehirde böylesine önemli bir görevi üstlenmiş bulunmaktasınız. Yıllardır elde ettiğiniz bu başarınız nedeniyle temel prensip ve felsefeleriniz nelerdir?
Yeminli Mali Müşavirlik mesleği uzun yıllar süren mücadeleler sonunda 13 Haziran 1989 tarihinde yürürlüğe giren 3568 Sayılı Yasayla uygulamaya konulmuş ve aradan geçen 20 yıllık süre içinde 8 il merkezindeki Odalarla yurt düzeyinde hizmet vermeye başlamıştır.
Benim meslekle olan ilişkim yasal düzenlemeler öncesinden başlar. Mesleğin oluşmasından sonra da İstanbul Odasının kurulması için yer temini, personel istihdamı, üye kayıtları ve meslek mensuplarının ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmalar yaptık. Bugün mesleğin kurumsallaşması, saygınlığının yaygınlaştırılması ve giderek uluslararası düzeydeki standartların yerleştirilmesi için bilgili, tecrübeli ve istikrarlı bir ekip oluşturarak çalışmaları artan bir hevesle yürütüyoruz.
Bu çalışmalar meslektaşlarımız tarafından takdir edilmiş olmalı ki entelektüel seviyedeki mensuplarımız teveccühlerini devam ettiriyorlar.
Bir meslek Odasının başkanlığını yürütmek hele yeni kurulmuş ise çok büyük sorumlulukları gerektiriyor. Bunun için iyi bir ekiple mesleğin gelişmesi yolunda ciddiyetle yapılmış plan ve programlar doğrultusunda çalışmalı ve meslek onurundan ödün vermeden ve özellikle siyasi politikalara hiç bulaşmadan birlik ve beraberlik içinde görev yapmak zorunluluğu vardır.
Ben bu ilkelerle ve 20 yıldır hemen hergün Oda personeli gibi görevim başında bulunarak hizmet vermekteyim.
--İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odasının üstlendiği temel misyon nedir? Gerek üyeniz olan yeminli mali müşavir ve gerekse Türkiye’deki faaliyet gösteren yeminli mali müşavirlere tavsiyeleriniz nelerdir?,
İstanbul YMM Odası, ülke düzeyinde en çok Yeminli Mali Müşavir üyesi olan kuruluştur. İstanbul yalnız ülkemizin değil, uluslararası düzeyde de ekonomi ve finans alanında adı geçen bir merkezdir. Bu özellik mesleki çalışmaların daha düzeyli ve mesleğin standartlarının yükseltici nitelikte olmasını zaruri kılmaktadır. Böylece mensuplarımızın mesleki hizmetlerini daha etkin ve saygın bir şekilde yerine getirmelerine imkan tanınabilir.
Biz Oda olarak yıllardır her ay ülke ve uluslararasındaki ekonomi hareketliliğin paralelinde güncel konulara yer veren konferanslar düzenleyerek mensuplarımızı bilgilendirmeye özen gösteriyoruz.
Meslektaşlarımıza tavsiyemiz tüm mesleklerde olduğu gibi meslek ilkelerine gerekli özeni göstermeleri, kendilerini devamlı geliştirmeleri ve meslek etikine saygılı davranmalarıdır. Bunların yanında genel kültür düzeyinin yükseltilmesi toplumsal kabulü olumlu etkileyecektir.
Diğer bir önemli hususta, yeminli mali müşavirlerin devlet mühürünü kullanmalarının verdiği sorumluluktur.
Devlet erkinin kullanım yetkisinin kısmen devri niteliğindeki bu imtiyazın sadece yeminli mali müşavirlere verilmiş olması mesleki hizmetin yerine getirilmesinde çok özenli davranmayı da beraberinde getirmektedir.
Meslektaşlarımızın mesleki çalışmalarında bu önemli hususu heran gözönünde bulundurmaları gerekmektedir.
--İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası olarak maliye alanında yapılan yasal düzenlemeler hakkında aktif çalışmalar yapmaktasınız. Ülkemizde yürürlüğe giren yasal düzenlemelerde aksaklıklar nelerdir? Bu konuda tavsiyeleriniz nelerdir?
Maliye ile ilgili düzenlemelerin uygulamadaki sonuçları için, herhangi bir yargıya varma henüz erken görülüyor. Yurt ve dünya düzeyindeki ekonomik hareketler her gelen gün yeni haberlerle devamlılığını sürdürüyor. Burada önemli olan düzenleyici durumda olan mercilerin gelişen durumlara göre reflekslerini isabetli kullanmalarıdır.
--Marka ve Patentinde yer aldığı Fikri ve Sınai haklar günümüzde oldukça ilerlemiş ve hızlı bir yol kat etmiştir. İşletmelerin marka tesciline önem vermesi gerekmekle birlikte şirket sahiplerinin fikri ve sınai haklar konusunda bilinçlendirilmesi için ne gibi çalışmalar yapılabilir?
Markayı tescil ettirmenin yanısıra tescilli markayı koruyabilmekte önemlidir. Bu konuda alınması gereken tedbirler nelerdir?
Marka ve patentle beraber fikri ve sınai hakların her geçen günle birlikte ne kadar önemli kavramlar oldukları daha iyi anlaşılmaktadır. Teknolojideki gelişmelerin takip edilemez düzeydeki hızı bu hakların önemini daha da çok artırmaktadır.
İletişim kolaylığı yer yüzünü adeta masamıza kadar yaklaştırmıştır. Marka ve patent tescillerinin sınai hakların korunmaya alınmasında sağladığı yararlar kişi hakları ve yurt genelinde ekonominin de korunmasına imkan vermektedir.
Uluslararası rekabet ve baskın ürün türü yaratma çabalarının, devlet – müteşebbis ve yaratıcı insan gücünden oluşan üçlünün akılcı bir organizasyon içinde planlı ve programlı olarak çalışmalarına bağlıdır. Bu hususta ilgili kamu kurumları ve meslek odalarının birlikte eğitici çalışmalar yapmak suretiyle konunun ekonomik, teknolojik ve hukuki alanlardaki yönlerini izah ederek ilgilileri devamlı bilinçlendirmeleri gerekmektedir.
Yeni ve teknolojinin bilinen düzeyini aşan ve üretimde kullanılarak insanlığa veya topluma yararlı uygulamalara imkan veren buluşların, vakit geçirilmeden tescili veya korumaya alınması, yaratıcı insan gücünün artmasına ve dolayısıyla toplumun gelişmesine olan katkısı tartışılamaz.
Her türlü imalat ve hizmet dalında faaliyet gösteren kamu veya özel kurumların bu amaçla araştırma ve geliştirme kalemlerine bütçelerinde daha çok yer ayırmaları zorunludur.
--Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sorunlar sektörel anlamda pek çok firma ve şirketleri etkilemekle birilikte bu konuda yapılması gereken çalışmalar nelerdir. Bu konuda önerileriniz nelerdir?
Ekonominin içinde bulunduğu sorunlar Amerika Birleşik Devletleri’nde başlayıp tüm ülkelere sirayet eden küresel krizin etkilerinden kaynaklanmaktadır. Ülkemizde daha önce yaşanan lokal kriz nedeniyle zamanında alınan ve istikrarlı olarak uygulana gelen önlemler nedeniyle, diğer ülkelere nazaran büyük yıkım beklenmiyor. Ne var ki, başta istihdam olmak üzere üretimdeki kapasite düşüklüğü, Türkiye’nin büyüme hızında önemli ölçüde fren niteliğinde olacağa benziyor. Krizden Ülkemizdeki sosyal dayanışma ve aile yapımızdaki bütünleşme anlayışı ile fazla paniğe kapılmadan atlatılacağını düşünüyorum |
|